Page 33 - Akademi Dergisi Ocak
P. 33

AKADEMİ OCAK 2025                                                                    İlim ve Araştırma Dergisi
                                                        İSTANBUL İSLAMİ İLİMLER
                                                           AKADEMİSİ
         Müslümân”  ve  “ slâm âlimi”  denir. Bunların yükseklerine   uydu u oranda sıhhat içinde, düzen ve intizam içinde mutlu bir             eden  için  mümkün  de ildir.  Allahu  Teâlâ;  Hicr  Suresi,                                                                           azîmdir.  slâma izzet vermek, kıymetini artdırmak için, küfrü ve   yapmı , bunlara (hocamızın tarîkati) denilerek çe idli tarîkatlar
         “Müctehid” denir. Biri noksan olup da kendini din adamı   hayat ya ar. Nimetinin ikincisi:   nsanı ruhla  sonsuzla tırdı,               9. ayetinde “Hiç  üphe yok ki Kurân-ı biz indirdik, elbe e onu                                                                         kâ rleri  ya’nî   slâm  dînine  ve  müslimânlara  saldıranları   meydâna gelmi dir. Ehl-i sünnetdü manları, bid’at sâhiblerinin
         tanıtana “kötü din adamı”, “bid’at sâhibi” veya “zındık” denir.    ere endirdi. Cennete aday eyledi. Allahu Teâlâ akıllı olup           yine  biz  koruyaca ız.”  buyuruyor.  Bu ayet-i  kerimede  haber                                                                       kötülemek, onları a a ı tutmak lâzımdır. Böyle kâ rlere kıymet   kitâblarına da bu mubârek ismleri koymu lardır. Bid’at sâhibleri,
         Kur’ân-ı Kerim’den ve hadîs-i  eri erden yanlı  ma’nâ çıkarana   erginlik ça ına erenleri, koydu u  eriat kanunlarına teslimiyetle      verilen,  müceddid din adamlarıdır. Bu din adamlarında ve                                                                              vermek, onları yüksek tutmak,  slâmiyyeti ve müslimânları   Kur’ândan ve hadîs-i  erî erden yanlı  ma’nâ çıkarıyorlar.
         “bid’at sâhibi” denir. Kendi dü üncelerine Kur’ân, hadîs diyene   uymalarını   istemi tir.  Emrine  uyanları  cennetine                 kitaplarında dinî kusur aramak ahmaklıktır, nasipsizliktir.                                                                            kötülemek, a a ılamak olur.”  [Mektubat: 1/163] “Kendi aklı   Zındıklar, kendi anladıklarına, dü üncelerine âyet ve hadîs diyor.
         “zındık” denir. Din adamları üç kısımdır: Akıl sahibi, ilim sahibi,   kavu turacaktır.   mam-ı  Gazali  (rahmetullahi  aleyh)           Müceddid din adamlarını tanımak, nasip i idir. Sözümüz,                                                                                ile, görü ü ile, dü üncesi ile konu an kimse, din adamı de il, din,   Güzel ahlâkı, adâleti, çalı kanlı ı, fende, san’atda birincili i ve
         din sahibi. Bu üç sıfatı birlikte ta ıyan din adamına “din âlimi”   “Mükâ ifet-ül  Kulûb”  kitabında  hulasa  olarak   öyle  bahseder:   nasipli olanlaradır. Sözü, zamanımızın bin yıllık yenileyicisi ile                                                                    îmân  hırsızıdır. Müslimânların  îmânlarını  çalar.  Bunlar,   ye itli i dünyâ târîhlerinde, parlak kelimelerle yazılı olan,  anlı
         denir. Bir sıfatı noksan olursa ona güvenilmez.  lim sahibi olmak   Allahu Teâlâ ilk resul Âdem Aleyhimüsselâm’a ilk  eriatı            yüz yıllık yenileyicisine bırakmadan  artın ehemmiyetini                                                                               islâmiyyete açıkça saldırankâ rlerden dahâ zararlı ve dahâ   ve  ere i ecdâdımızın, dü man elinin dokunmaması için,
         için akıl ve nakil ilimlerinde mütehassıs olmak lazımdır.  mâm-ı   göndermi tir. Müteakip her bin senede bir  resul ile  eriat          hatırlayalım:                                                                                                                          kötüdür. Bunların sözlerine, kitâblarına, mecmû’alarına   mubârek kanını dökdü ü ve bütün temizli i, do rulu u ile
         Rabbânî Hazretleri, “Mektûbât” kitabında buyuruyor ki:   göndermi tir. Allahu Teâlâ gönderdi i  eriatı her asırda en az bir                                                                                                                                                    aldanmamalıdır. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarını okuyan,   bizlere mîrâs bırakdı ı mukaddes dînimizi, yine onların mubârek
         “Dünyaya gönül kaptırmayan, mal, mevki,  öhret kazanmak,   nebi göndererek canlı tutmu , hayatiyet kazandırmı tır.                       art Yerine Getirilmedikçe Maksat Hasıl Olmaz.                                                                                         bilen vebildiren do ru müslimânları, Allah adamlarını aramalı,   elleri ile yazdıkları, hâlis ve afîf kitâblarından okuyup
         ba a geçmek sevdasında olmayan din âlimleri, ahiret   Yenilemi tir. Allahu Teâlâ’nın âdet-i ilahisi bu  ekilde tecelli                  Yaratılı  gayemiz, Allahü Teâlâ’yı tanımaktır. Tanımaktan
         adamlarıdır. Peygamberlerin (aleyhimüsselâm) vârisleri,   etmi tir. Allahu Teâlâ’nın Ümmet-i Muhammed’e En Büyük                        maksat, kulluktur. Kulluk; iman, amel ve güzel ahlaktan ibare ir.                                                                      bulmalı; dîni, îmânı, halâli ve harâmı bunlara sormalı, bunların   ö renmeliyiz.  ngiliz câsûslarının tuzaklarına dü mü  olan,
         vekilleridir.  nsanların en iyisi bunlardır. Kıyamet günü, bunların    hsanı Habibi Muhammed Mustafa’yı (sallallahü teâlâ aleyhi ve     Kelime-i tevhid “Lâ ilâhe illallah” ile Allahu Teâlâ’ya iman etmi                                                                      sözlerinden ve yazılarından ö renmelidir. Kurtulu  yolu budur.”   satılmı  zındıkların kalemlerinden çıkan, süslü kelimelerle
         mürekkebi, Allahü Teâlâ  için canını veren  ehitlerin  kanı ile   sellem) resûl olarak göndermesidir. O’na ümmet olma  ere dir.         oluruz. Allah demeden önce “La ilâhe illa” deriz. Allah demenin                                                                        [1/163] E itimci, e itimini; hakiki din adamlarından   örtülmü , aynı ismi ta ıyan kitâbları okuyarak, azîz ve sevgili
         tartılacak ve mürekkep, daha a ır gelecektir. “Âlimlerin uykusu    slam  eriatını  kıyamete kadar ta ıyacak,  zinde tutacak,            geçerlilik  artının “hiçbir ilah yoktur”u kabul oldu unu görürüz.                                                                      nakiller ile yapmalıdır. Asrımızın  Müceddidi/Yenileyicisi   îmânımızı kapdırmama a, aldanmama a çok dikkat etmeliyiz!
         ibade ir.”  hadîs-i  eri nde methedilen, övülen bunlardır.   yenileyecek müceddid din adamlarıdır.                                      Bütün ilah inançlarının kalıntıları, izleri, gölgesi, tamamen                                                                          Hüseyin Hilmi Efendi (kuddise sirruh) Din e itimlerinin ilk   (Se’âdet-i Ebediyye, sayfa: 8)  Bu (Tam  lmihâl)i okuyanlar,
         Büyüklerden biri  eytanı bo  oturuyor, insanları aldatmakla                                                                             temizlenmesi; Allah inancının geçerli olmasının olmazsa olmaz                                                                           artı olarak taliplerini; mürted, zındık, ka r ve bidat ehlinin   dedelerinin dînini  u’ûrlu olarak ö renip, bölücülerin i irâlarına
         u ra mıyor görüp sebebini sorar.  eytan cevap olarak, “Zamanın   Müceddid Din Adamları  ki Kısımdır:                                     artı oldu unun net ifadesidir. Peygamberli in en belirgin sıfatı,                                                                     zehirlerinden sakındırmak gerekti ini  öyle ifade ediyor.   aldanmıyacak, câhillerin, münâfıkların ve tarîkatcı ismi altında
         din adamı geçinen kötü âlimleri, insanları yoldan çıkarmakta   Birincisi: Bin yıllık müceddid din adamlarıdır. Allahü Teâlâ,            tebli -i   eria ır.  Tebli ;  peygamberin  kelâmullahı  Allahu                                                                         “ slâmiyyeti yıkma a çalı an di er bir kuvvet de din bilgisi   gençli i  zehrliyen  zındıkların,  maddî  ve  ma’nevî
         bana o kadar yardım ediyor ki bu mühim i i yapmama lüzum   önceki ümmetlere bin senede bir resuller göndererek önceki                   Teâlâ’nın kalbine bildirilen ile açıklamasıdır. Peygamberin                                                                            vermek için, din dü manlarını (gûyâ) susdurmak için yazılan   soygunculu undan kurtulacaklardır. Hak yolda birle ecekler,
         kalmıyor.” demi tir.                                  eriatını yeniledi i  gibi ikinci  bin yılında  mam-ı Rabbani                      tebli ini yok sayarak  eriatı anlamak imkânsızdır. Do ru                                                                               mecmû’alar ve kitâblardır. Îmândan ve islâmdan haberi olmıyan,   sevgili karde ler olacaklardır.  (Se’âdet-i Ebediyye, sayfa: 9)
         Saniyen/ kinci Olarak E itimci;  lim, Amel ve  hlâs Sahibi   Hazretleri ile  eriat-ı Muhammedî’yi yeniledi, korudu.                     anla ılamayınca do ru ya amak da mümkün olmaz.                                                                                         tesavvufun hakîkatine, rûhuna, inceliklerine ermemi  olan   Hülasa; müceddid din adamları, tâlibini küfür ve bida en
         Olmalıdır.                                            kincisi: Yüz yıllık müceddid din adamlarıdır. Allahü Teâlâ,                                                                                                                                                              zındıklar, dünyâ i lerinde söz sâhibi olunca, kendilerini din âlimi   arıtmayı e itimin ilk  artı olarak ifade ediyorlar. Aksi hâlde;
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             mürted, zındık, kâ r ve bidat ehlinin zehirleri din e itimini ifsat
                                                                                                                                                                                                                                                                                        görüyor, bozuk dü üncelerini yaymak için veyâ yalnız para
         Allahü Teâlâ’nın  ki Büyük Nimeti                    yüz senede bir nebiler göndererek tâbi oldukları  eriatını                                                                                                                                                                kazanmak için, din kitâbları yazıyorlar. Bu kitâblarında, din   etmekle  kalmaz. Ki iyi maharet kazandırılmı  dal/sapıtmı  ve
         Allahu Teâlâ, insano lunu e ref-i mahlukat  ere ne kolaylıkla   yeniledi i gibi müceddid din adamları ile  eriat-ı Muhammedî’yi                                                                                                                                                büyüklerinin sözlerini anlamadıkları, birçok bilgileri yanlı  ve   mudil/saptıran hâline getirir.
         kavu ması için iki nimetle nimetlendirdi. Küfran-ı nime e   yeniledi,  korudu.  Müceddid  din  adamlarını  vazifelendiren                                                                                                                                                      ters yazdıkları, acı acı görülüyor. Zındıkları islâm âlimi olarak
         bulunan  errul beriyyeh derekesine dü er. Nimetinin ilki:   Allahu Teâlâ’dır. Dinini koruma, kıyamete kadar ula tırma                                                                        ayırmasın! Âmîn. Çünki, insanları dünyâ ve âhıret râhatına                        tanıtıyorlar. Bunların câhil kafaları ile, sapık dü ünceleri ile
         Fiziksel açıdan en güzel bir  ekilde yara ı. Akıl ile bilinçlendirdi.  iradesinin tezahürüdür. Allahu Teâlâ; iradesini halk etmesinde                                                        kavu duran,  ancak bu yoldur.”  [Mektubat: 1/23] “Dünyalık                        yazdıkları yıkıcı ve bölücü kitâblarını terceme ederek, din bilgisi
         Koymu  oldu u çekim, denge, düzen, kimya,  zik ve biyoloji gibi   kusursuzdur. Dinini kendileri ile kuvvetlendirdi i, dinini do ru                                                           pe inde  olan  din adamlarının  sözlerini dinlemek, kitaplarını                   diye gençli in önüne sürüyorlar. Bunların zararlarını, bozuk
         fıtrat kanunları ile dünya hayatını kolayla tırdı. Sünnetullah diye   olarak sonraki ümmete ile i i din adamlarının kitaplarında dinî                                                        okumak zehir yemek  gibi  zararlıdır.  Kötü din  adamlarının                      olduklarını ortaya koyan, yüzkaralarını meydâna çıkaran,
         adlandırılan bu kanunlarla hayatını güzelle tirdi. Bu kanunlara   kusur aramak; Allahu Teâlâ’nın dinini koruma kefaletini idrak                                                              zararları bula ıcıdır. Cemiyetleri bozar, milletleri parçalar.                    böylece kazançlarına, milleti sömürmelerine mâni’ olan
                                                                                                                                                                                                      Tarihte  slam devletlerinin ba larına gelen felaketlere hep kötü                  kitâblarımın basılmasına, yayılmasına mâni’ olmak için bu fakîre
                                                                                                                                                                                                      din adamları sebep oldu. Devlet adamlarını do ru yoldan bunlar                    câhilce, ahmakca i irâ ediyorlar.” (Se’âdet-i Ebediyye, sayfa: 7)
                                                                                                                                                                                                      saptırdı. Peygamber efendimiz,  “Müslümanlar 73 fırkaya                           Bu zevallılar, bilerek veyâ bilmiyerek, islâm dü manlarının
  slamiyet’in iki esası vardır: Birincisi ö renmek, ikincisi de   dünya felaketlerinden korumaya çalı tı ımız gibi onların ebedî                                                                      bölünecek. Bunların 72’si Cehenneme gidecek, yalnız bir                           ekmeklerine ya  sürüyor ve islâmiyyete, onlardan dahâ çok
 ö rendi ini ö retmektir. Ö renmeyen büyük sorumluluk   felakete düçar olmaması için ahiretini de korumamız lazımdır.                                                                                 fırkası Cehennemden kurtulacak.”  buyurdu. Bu 72 sapık                            zararlı oluyorlar. Çünki, bunların kitâblarını ve dergilerini
 altındadır. Çünkü cehalet, hele bu zamanda hiç özür de ildir.   Bir babanın, evladını cehennem ate inden koruması, dünya                                                                             fırkanın reisleri, hep kötü din adamları idi. Cehennemden                         okuyan sâf müslimânlar ve hele asîl ve kahramân ecdâdının
 Ö retmeyen de büyük sorumluluk altındadır. Çünkü e er   ate inden korumasından daha mühimdir. Cehennem ate inden                                Büyük Din Âlimlerinin Uygulamasında Din E itiminin  lk   kurtulacak olan tek fırka ise, Ehl-i sünne ir.” [Mektubat: 1/47]              mukaddes dînini ö renme e susamı  olan temiz gençler,
 bizden öncekiler, biz yanmayalım diye canlarını, mallarını ve   korumak da imanı, farzları ve haramları ö retmekle, ibadete                      artı:  Zamanımızın Bin Yıllık Yenileyicisi  mam-ı Rabbani   E itimci, kötü din adamlarından uzak durmalıdır.                          bunların yaldızlı kelimelerle övdükleri zındıkları, din âlimi sanıp,
 istirahatlerini feda ederek  slamiyet’i bize ö retmeselerdi biz   alı tırmakla, kötü arkada lardan ve zararlı ne riya an korumakla              Müceddid-i Elf-i Sani Ahmed Farukî Serhendî (kuddise   Sevdiklerini ve e itmekle mükellef olduklarını kötü din                         bozuk ve yanlı  yazılarına din ve îmân diye sarılıyor. Böyle, para
 bugün Müslüman olamazdık. Bize  slamiyet’i ö retenlerin,   olur.  slamiyet’i ö retmeye, “emr-i maruf” denir. Kendimiz için                      sirruh) din e itimlerinin ilk  artını   öyle ifade  ediyor: nen   adamlarından uzak tutmalıdır. “Muhammed aleyhisselâma                kazanmak, mevkı’, etiket ele geçirmek için, kısacası dünyâlı a
 üzerimizde büyük hakları vardır. E er biz de  slamiyet’i bizden   yaptı ımız bütün ibadetlerin sevabı ve Allah yolunda malla,                   rûhlarını tedâvî eder. Sonra, ya larına, anlayı larına göre,   uymak demek, ahkâm-ı islâmiyyeye ya’nî islâmiyyete uymak ve             kavu mak için, mukaddes dînimizi âlet eden câhillere (Ulemâ-i
 sonrakilere ula tırmayıp cezaya müstahak olursak bizi kim   canla yapılan cihadın sevabı, emr-i maruf sevabı yanında,                           islâmiyyeti ve meziyyetlerini, fâidelerini, emrlerindeki ve   küfrü ve kâ rli i yok etme e çalı makdır. Çünki islâm ile küfr           sû’), ya’nî (Zındık) denir. Bu din yobazları ve fen adamı olarak
 kurtarır? Allahü Teâlâ, Müslümanlara  emr-i maruf  yapmayı   deryada bir damladır.                                                              men’lerindeki hikmetleri, incelikleri ve insanlı ı se’âdete   birbirinin zıddıdır, tersidir. Birinin bulundu u yerde, öteki            ortaya çıkıp, fen bilgilerini de i direrek ve kendi hâin
 emrediyor. Yani, “Benim emirlerimi bildiriniz, ö retiniz.”                                                                                      ula dırdı ını, onlara yerle dirir. Böylece gençlerin rûh   bulunamaz, gider. Bu iki zıd  ey bir arada bulunamaz. Birisine              dü üncelerini fen bilgisi imi  gibi söyliyerek, islâmiyyeti
 buyuruyor. Nehy-i münker yapmayı da emrederek yasak e i ini   Öncelikle, E itimci Bu Hassas Dinî Mesuliyeti  drak Etmi                          ba çelerinde derdlere devâ, rûhlara gıdâ olan ne s çiçekler   kıymet vermek, ötekini a a ılamak olur. Kur’ân-ı kerîmde, Tevbe          yıkma a çalı an (Fen yobazları) ya’nî (Zındık)lar, bu millete
 bildirdi i haramların yapılmasına razı olmamamızı istiyor.   Olmalıdır.                                                                         yeti ir. Böyle bir din âlimini ele geçirmek, en büyük kazancdır.   sûresinin yetmi üçüncü âyetinde meâlen, “Ey yüce Peygamber!         çok zarar verdiler. Karde i karde e dü man yapdılar.  ç harblere
 Kuran-ı Kerim’de mealen buyuruluyor ki:   1-  lim, ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarından ö renilir.                                            Onun bakı ları, rûhlara i ler. Sözleri, kalblere te’sîr eder. Dîn-i   Kâ rlere ve münâfıklara kar ı cihâd et! Onlara sert davran!”     sebeb oldular. …  slâm âlimleri, bütün istirâhatlerini,
 “Kendinizi ve aile efradınızı cehennem ate inden koruyun!”   2-  lme uygun olan ameldir.                                                        islâmı, hâzır lokum gibi yutmak, susuz kalmı  iken, so uk  erbet   buyuruldu. Hulk-i azîm sâhibi olan, çok merhametli olan             menfe’atlerini fedâ ederek, dînimizin bu güzel emrlerini
 [Tahrim: 6] Kuran-ı Kerim’de, nefslerimizi ve aile efradımızı,   3-  limde ve amelde ihlas sâhibi olmaktır.  hlâs, ilmin ve amelin              içip ci erlerine kadar serinliyebilmek, ancak böyle bir Allah   Peygamberine, [ slâm dînine ve müslimânlara saldıran] kâ rlerle        bildirmek ve torunlarının dinlerini, îmânlarını korumak için, çok
 yakıtı insan ve ta  olan cehennem ate inden korumamız   Allah rızası, Allah sevgisi ile olmasıdır. Mal, mevkı’ ve  öhret için                   adamının sunması ile mümkindir. Allahü Teâlâ,  hepimizi   cihâd etme i, onlara kar ı sert davranma ı emr ediyor. Bundan                sayıda ve çok kıymetli kitâb yazmı   ve bizlere yâdigâr
 emredilmektedir. Elli yüz senelik kısa bir hayat için evladımızı   olmamasıdır. Bu üçüne sâhib olan Müslümân’a  “hakîkî                         Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın do ru yolundan     anla ılıyor ki, islâma saldıranlara sert davranmak da hulk-ı                      bırakmı dır. Sonra gelen âlimler, bu kitâblara açıklamalar


                                                                                                    AKADEMİ  I  31
   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38